çetin çekirdek

kor

Seni gömdüğümüz yerden çıkartması
zor değildi, yüzüne bakmak kadar
alnın yerinde bir termik santral
kablolar, şirret bir rüzgar
değildi zor hiç bir şey
sıyırıp atması, arındırması
cevval imamın bıraktığı resmî
o sismik şeyi örslere,
birikmiş tarihi tonaj
kırmıştı kemiklerini, az önce
söylediğim gibi beşaret bir rüzgar.
Metnin devamını oku »

bir süre ara

aslında kolay değil, web için üretmek, nette yaymaya çalışmak ve insanlarla paylaşmak. son 7-8 yıldır da hiç kolay olmadı. ne yaptıysam, tartışma, iş, görsel şiir, eleştiri, önce nette yayınladım. siteler kurdum, onları bozdum. insanlarla, okurlarla aramdaki iletişimi belirleyen net oldu. bu pek “netçe” bir yaşam mıdır, eh bize göre değil. Bizde, fikirlerin ardı genelde insanlara ve insanların ardı da genelde “acılara” filan çıkar. o yüzden fikirlerin canı cehennemedir.

web 1.0′dan, web 2.0′a doğru geçişte nette bir sürü şeyler değişti. bir şair olarak bunları gözlemlemek, düşünmek ve şiirin emrine vermek gibi kendimce “kutsal” şeylerle uğraştım. son 12 yılımı yaşayarak geçirmedim ben. buna hayat denemez. geride kalan kitaplar da, satırlar da herhalde kafi gelmez. zaten şiiri çıkmazı da bu değil mi? zarp etmesi türlü saçmalıkları.

ama elimde en azından bir envanter var. çekmeceler ağzına kadar dolu. kağıtlar, işler, görsel şiirler filan derken, sanıyorum yoruldum ve bezdim.

layık olduğunuz ya da özlediğiniz edebiyatçı/şair tipi olduğumu da pek düşünmüyorum ama bu bir bahane değil. layık olduğumuz edebiyatçı/şair/yazar tipi, bugün ve şimdi burada olamamaktan müzdarip (hala ‘dada nedir’ bilmiyor). ben de bunun tam tersi olmaktan. öyleyse ya zamanımız bir acayip, ya da bizlerde bazı tuhaflıklar mevcut.

ülkemin halini her gün görüyorum, bize gösterilenler dışında güzel midir, değil midir pek karar veremedim. yazdığım şiirlerde, en azından bugüne kadar yayınladıklarımda işte bu ülke ve bu dil vardır. gördüğüm, anladığım bu ülkenin kendini tekrar etme periyodunun çok yüksek olmasıdır. 19 yaşımda hissettiğim şeyleri, 32 yaşımda da hissediyor olmakta bir sorun yok, ama “numara yapmak” gibi bir lüksüm de yok.

afaları, tafraları, çakallıkları ve düpedüz kötülükleri ile bu şair güruhu arasında kendimi artık pek iyi hissetmiyorum. açıkcası kimin, neden ve ne şekilde şiir yazdığını da artık anlayamayacak kadar kafam karışık.

1994 yılında ilk PC’mi aldım (ondan önceki bilgisayar maceralarım daha çok C64 ve Amiga üzerindendir). 1996′da BBS’lerle hemhal olmuştum. Sonra internet çıktı. İhlas’ın 0822′li numarasından bugünün ADSL’ine kadar arada geçen zaman hakkında benim elimden bir şair olarak gelen, şimdilik, bu kadardır. İnsan, insanlığından yiyerek, ancak bu kadar şair olabilir ve bundan sonrası için de ancak o gözüpekliği ile kendisine yol açabilir.

Özetle, şimdilik internet ve bilgisayarla olan ilişkimi askıya alıyorum. Evimdeki bilgisayarın ve ona bağlı “çevre” birimlerin enerji kaynağı olmaktan bir süreliğine istifa ediyorum. Aynı şekide sigara ve bilimum alışkanlıklar. Bakalım şairin dediği doğru mu, “alışkanlıklar değişiyor mu?”

Hoşçakalın.

Teknoloji reklamları, Türkiye’nin çakma prestijleri ve birkaç söz

Muhtemelen buz gibi bir odada oturan, güneş ışığının sahte aydınlığı ile kaplandığı metal ya da her ne ise aynı Kelvin derecesinde duran bir robot var Casper reklamında karşımızda. Bu robot, her ne hikmetse bir masada gerçek insanlarla birlikte çektirdiği bir fotoğrafı çerçeveletmiş. Hiç sebepsiz duvara yönleniyor. Duvardan bir bilgisayar çıkıyor ve ekranda “geleceğin teknolojisine dokunun” sözlerini duyuyoruz. Robot ekrana dokunuyor, soğuk odasındaki, soğuk masada duran soğuk fotoğrafa benzeyen başka bir fotoğrafı açıyor. Ona dokunuyor, sonra çok hızlı bir şekilde fotoğraflar ekrandan geçiyor. (Bu arada robot, hiç kimsenin ulaşamayacağı bir bilgisayara muhtemelen olmayan bir parmak izini okutarak bilgisayarı açmıştı.)


Metnin devamını oku »

Melih Baki olamamak

İnternet’te edebiyat konusunda herhalde bugüne kadar patlatılan kafanın, yapılan yorumun sayısı trilyonu geçer. Hazırlanan dosyalar, açılan siteler, her biri eleştirdikleri kötü sitelerin taklidi olmaya aday forum siteleri vs. Ortadaki cümbüşün, şiir özelindeki hali, edebiyatın diğer türlerinin web’e yansımasından daha beter oldu, olmakta ve oluyor. Ama neden böyle oluyor, işte bu ilginç!
Metnin devamını oku »

Drupal için tema yapmak

Uzun zamandır Drupal ile haşır neşirim. Genelde hazır temaları kullandım ve uzun süre böyle çalıştım. Drupal’in tema yönetimi aslında hiç de zor değilmiş bunu keşfettim. Başkasının hazırladığı temaları, kendi siteme uydurayım derken harcadığım zamanı, ilk kez kendim bir tema yapmak için harcayınca ortaya poetikhars.com’un yeni hali çıktı. Bu deneyimden biraz bahsetmek istiyorum, belki işinize yarar.

Öncelikle Drupal’de baştan tema yapabilmeniz için sadeleştirilmiş ve gerekli kodlamaları yapılmış özel, boş temalar mevcut. Örneğin Zen, Hunchbaque, Framework, Igniter. Ben özellikle Igniter‘i tavsiye ediyorum, çünkü üzerinde neredeyse hiç bir çalışma yapılmamış, fluid bir tema. Tablo kullanılmamış ve sadece div’lerle iş görülmüş. Her neyse, yani özetle temiz, sade ve basit.

Asıl iş bundan sonra. Genel olarak açık kaynak kodlu tema tasarımları ilgimi çekiyor, bunlarda bize güzellik, bir oturmuşluk ve sadelik mevcut. Örneğin http://www.freecsstemplates.org/ sizin de ilginizi çekecektir. Burası hem güncel tutuluyor, hem de oldukça güzel renkli temalar mevcut. Poetikhars.com’un yeni tasarımı için buradan Swanky tamasını indirdim ve üzerinde çalışmaya başladım. Her ne kadar tam olarak temayı Drupal’e geçirmiş değilim, görüldüğü üzere ama yine de kendi ihtiyacım olan şeyleri düzenledim. Freecsstemplates.org dışında, OSWD (http://www.oswd.org/), bildirgec.org’un ücretsiz tema bölümü de ilginizi çekebilir.

Bir bu eksikti

Günümüz şiiri ve şiir okuru, şairi gibi konularda az çok yazmışlığım vardır. Şiirin, en azından bir edebiyat türü olarak son 30 yılda kat ettiği yol hiç de azımsanacak şey değildir. Cumhuriyet’in başından 1960′lar kadar küçük bir kadronun kırtasiye savaşına dönen, özendiği Batılı şiir ve poetikanın gerisine kalmış, İkinci Yeni ile bir atılım gerçekleştirip, en sonunda hakkın ve halkın rahmetine ermiş gibi duran şiirimizi canlandırmak için çeşitli yöntemler denenmiyor değil. İstanbul Belediye’si lalelerden sonra, “şiir bankları” denilen ve tramvay duraklarında insanlarının üzerine oturması için icad edilmiş yerleri, kitap biçiminde tasarlayarak, üzerlerine şair resimleri ve şiirler bastı. Uygulama tutmadı, çünkü “gözümle değil, başka yerimle okurum abi!” durumu yaşatıldı. Oysa örneğin İngiltere’nin Londra mecrasında belediye, bu işi kitap formatında yaptı ve hem iyi para kazandı, hem de insanlar o uzun (bizimkisi gibi santi-metro değil oradaki metro) tren yolculuklarında şiir okuma fırsatına sahip oldular, olmaktalar.
Metnin devamını oku »

Concerto Grosso Op 6 No. 8

Siteyi güncelledim. Malum bahar geliyor. Yüzü, gözü biraz daha açık, daha rahat okunan bir tema seçtim. Umarım düzgün okunabilir herşey. Bunun dışında şu günlerde, Sanat Dünyamız’ın 106. sayısında yer alan re-ebru konusu kafamı kurcalıyor. Temelde ebruzenin teknesi ile plazma ekran arasındaki benzerliklerin analojik olmaktan öte bir değer taşıdığına inanıyorum. Öte taraftan Karagöz’ün 2. sayısı hazırlanıyor. Dergiler ve dağıtım konusunda yazdığım yazılardan sonra bu dağıtım konusunda birkaç yayınevi ve derginin ortak hareket etme kararı aldığını, özellikle satış açısından bakıldığında durumun zannettiğimizden daha da beter olduğunu öğrendim. Kitap, dergi dağıtımı konusunda okurun tercihlerini değiştirmek, okurun bilinçlenmesinde filan yatmıyor. Okur öyle bir bilinçlenmeyi devrim gibi süper-kitlesel olaylar da bile kazanmaz, kazanamaz. Poetikhars.com tekrar yayına açıldı. Bu karar hakkında şurada yazdım. Proje olarak şu anda dada korkut’un bir kısmının yayınlanması söz konusu. Nedir, ne şekilde olacaktır, kim basacak bilmiyorum ama yine de “görsel şiir kitabı” ile birlikte dada korkut’u da bu yıl yayınlamak istiyorum.

Hamiş: Memleketin siyasi şeysi, bildiğiniz gibi, umarım eğleniyorsunuzdur. 64Revolt, dinleyin, eğer daha önce dinlemediyseniz!

Medyakronik tekrar yayında!

Buyrunuz, MedyaKronik, medyanın ‘kangren olmuş’ hallerine karşı, yeni tasarımı ile yayında! (nahnu’dan öğrendim).

Sanat Dünyamız Bahar 2008: Kırmızı

Sanat Dünyamız’ın Bahar 2008 sayısında, re-Ebru ile ilgili yazının yeni bir versiyonunu bulabilirsiniz.

Notlar

Şiirlerimiz anlaşılsın, okunsun istiyoruz. Bu, açık ve düpedüz gerekli. Fakat bu mümkün mü? Okurumuz var mı? Bizden öncekilerin kendilerini izleyen, şiiri hakkında fikir sahibi olan bir okurları var mıydı? Satmayan dergilerimiz ve satmayan kitaplarımızla bir hayalet cemiyete doğru gittiğimiz belirtmiştim, durum gerçekten böyle mi?
Metnin devamını oku »

ideefixe.com güncellendi

Türkiye’nin ilk ve bana göre en iyi online kitap satış sitesi -az ekmeğini yemedik satış ortaklığından:)- ideefixe.com güncellendi. Yeni yüzü ile umarım daha uzun yıllar hizmet verir ve Türkiye’nin rezil kitap okuma karnesini düzeltebilmemiz için “kitap pahalı ve alacak zamanım yok” bahanesini ortadan kaldırmaya devam eder!

Grillet ve Doğan vefat etmiş.

Yazar, eleştirmen Mehmet H. Doğan vefat etmiş.Ayrıntılı bilgi burada. Ayrıca Alain Robbe Grillet de hakkın rahmetine erişmiş.